başlarken ...

İnsanlık tarihi, insan yaşamına yönelen etik ihlallerin tarihi olarak da okunabilir. Trajedi, insanlık ayıbı, savaş suçu gibi sıfatlarla nitelenen bu ihlaller batı dünyasının ortak hafızasına kazınmıştır. Etik kurullara gereksinim duyulmasının başlıca nedeni, insan üzerinde yapılan araştırmalarda ortaya çıkan etik sorunlar ve etik ihlaller olmuştur. Bu tarihsel olaylar ve bunların yarattığı kolektif travma, korku ve utanç; Nuremberg Kodu (1949), Helsinki Deklarasyonu (1964, 1975-2004), Belmont Raporu (1979) gibi birçok uluslararası ve yerel düzenlemelere yol açmıştır. Tüm bu düzenlemelere karşın Batı dünyası bugün de insan üzerinde yapılan araştırmaları çok yakından ve görece kuşkuyla izlemektedir.

Etik kurullar, Batı dünyası için, insan üzerindeki bilimsel çalışmaları izlemenin temel araçlarından biridir. Zaman içinde gelişen bilim etiği, araştırma etiğinin yanı sıra yayın etiğini de içine almış ve bu alan da etik kurulların konusu haline gelmiştir. Bugün gelinen noktada genel anlamda bir akademik etikten söz etmek mümkündür. Üniversite ortamının temel değerlerini gözeten, kapsamına eğitim-öğretim etiğinden yönetişim etiğine kadar pek çok konuyu alan akademik etik, bilim etiği iskeleti üzerinde yapılanmıştır. Akademik etik alanındaki değerlendirmeler dünyadaki pek çok üniversitede etik kurullar tarafından yapılmaktadır.

Etik kurulların yapılanmaları, işleyişleri ve etkileri temel bazı kavram ve varsayımlara dayanmaktadır. Kurumsal bir çatı altında bile olsa etik kurulların özerkliklerini koruyabilecekleri, etik değerlendirmelerin bir kurul tarafından daha sağlıklı, şeffaf ve nesnel olarak yapılacağı, etik ilkelerin vaka temelinde uygulanmasının doğru olduğu gibi ön kabuller bunlar arasında sayılabilir. Genel olarak incelendiğinde etik kurul kavramının Anglo-Amerikan hukuk sistemini örnek aldığı görülür. Değerlendirmelerin vaka bazında, jüri sistemiyle yapılması ve kararın yalnız bağlayıcılığının değil, sorumluluğunun da olmaması bu anlamda önemli özelliklerdir. Yaygın olarak Batı dünyasında kurulmuş bulunan bu kurulların değerlendirmelerinde önde gelen etik ilkelerin özerkliğe saygı ve adalet olduğu görülmektedir.

2007 yılından bu yana çalışmalarını sürdüren Ankara Üniversitesi Etik Kurulu, Üniversitenin akademik ve idari birimlerinde bilim, yayın, eğitim-öğretim ve hizmet faaliyetleri ile Üniversitenin toplum ve paydaşlarıyla ilişkilerinde ortaya çıkan etik sorunlarda, etik ilke ve kurallar doğrultusunda, yeterli ve inandırıcı kanıtlara dayalı değerlendirmeler yapmak ve görüş bildirmek üzere kurulmuştur. Gerektiğinde yeni ilke ve kurallar oluşturmak, etik ilke ve kuralların uygulanma yöntemlerini belirlemek görevleri arasındadır. Üniversite bünyesinde temel alınacak etik ilkeleri ve politikaları geliştirmek ve Üniversitede etik yaşam kültürünün yaygınlaşması ve etik duyarlılık kazanılması için eğitim ve benzeri çalışmaları düzenlemek de Etik Kurulumuzun temel işlevlerindendir.

Ankara Üniversitesi Etik Kurulu 2008 yılında kabul edilen Yönerge çerçevesinde ve belirli etik kurallara dayanarak etkinlikte bulunmakta, etik değerlendirmeyi dosya üzerinden gerçekleştirmekte, belirli bir raporlama düzeneği izlemekte ve raporlar danışım niteliğinde kabul edilmektedir. Kurul doğrudan Rektöre bağlı olup, başvurular Rektör tarafından Kurulun değerlendirilmesi için yönlendirilmektedir. Çok sayıda dosya değerlendiren bir kurul olarak raportör kullanma yöntemi benimsenmiştir. Etik kararlar vermenin güçlüğü, karar vermekten kaçınma eğilimi ve kararın kaçınılmazlığı göz önüne alınarak, tüm dünyada yaygın bir uygulama benimsenerek kurullarda çekimser oy kullanma seçeneği ortadan kaldırılmıştır.

Prof.Dr. Cemal TALUĞ
              Rektör